Bu Blog içinde Ara

4 Ocak 2022 Salı

Şayet yeryüzünde ne varsa ve bir o kadarı daha senin olsaydı bu azaptan kurtulmak için onu feda eder miydin

 Enes b. Malik -Allah O’ndan razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Allah Azze ve Celle cehennemde en hafif bir azabla cezalandırılan birine şöyle der:

-”Şayet yeryüzünde ne varsa ve bir o kadarı daha senin olsaydı bu azaptan kurtulmak için onu feda eder miydin?”  O da:

-Evet feda ederdim, diye cevap verir. Onun bu cevabı üzerine Allah Azze ve Celle şöyle der:

-”Ben daha sen henüz Âdem’in sulbünde iken ben senden bundan çok daha kolay, çok daha basit bir şey istemiştim. O da bana hiçbir şeyi şirk koşmaman ve böylelikle de seni ateşe sokmamamdı. Ancak sen bundan kaçındın ve bana şirk koştun.” Hadisin Buharide geçtiği diğer yerler: 3334, 6538, 6557

Seyyidul-İstiğfâr

 Şeddâd ibnu Evs -Allah O’ndan razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Allah’tan bağışlanma isterken söylenilecek sözlerin en üstünü (Seyyidul-İstiğfâr) şu sözlerdir:

“Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibadet edilecek başka bir ilah yoktur. Beni sen yarattın, ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince sana verdiğim ahdim ve sözüm üzereyim. Yapmış olduğum günahların şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan nimetlerini itiraf ediyorum. Yapmış olduğum günahlarımı itiraf ediyorum. Beni bağışla! Muhakkak ki günahları senden başkası bağışlayamaz.”

Her kim bu sözleri kalbinden ihlâslı bir şekilde ve sevabına kesin inanarak gündüz vakti söyler ve o günün akşamına varmadan ölecek olursa muhakkak ki o Cennet ehlindendir. Her kim bu sözleri kalbinden ihlâslı bir şekilde ve sevabına kesin inanarak geceleyin söyler ve sabaha ulaşmadan önce ölürse o da Cennet ehlindendir."Buhari: (6306, 6323)

2- Peygamberler, Tevhid İçin Gönderilmişlerdir

 

Abdullah ibnu ‘Amr ibnul-‘Âs -Allah O’ndan ve babasından razı olsun- şöyle dedi:

Allah Azze ve Celle Kurân’da Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemi şu şekilde vasfetmiştir: “Ey Peygamber, biz seni hakîkaten bir şâhid, bir müjdeci, bir korkutucu olarak gönderdik.”  (Ahzab: 45) Tevrat’ta da O’nu şu şekilde vasfetmiştir:

“Ey Peygamber, biz seni hakîkaten bir şâhid, bir müjdeci, bir korkutucu ve ümmîlere bir koruyucu olarak gönderdik. Sen elbette benim kulum ve Rasûlümsün. Ben sana “Mütevekkil” adını verdim. Bu peygamber kötü huylu, katı kalpli, çarşılarda çığırtkan değildir. O, kötülüğe kötülükle mukabele etmez, fakat o kötülüğü af ve mağfiret ile karşılar. Allah, sapmış olan milleti bu peygamber ile onları Lâ ilahe illâllah demeleri suretiyle doğrultmadıkça, O peygamberin ruhunu asla kabzetmeyecektir. Allah birçok kör gözleri, birçok sağır kulakları, birçok kapalı kalpleri bu tevhid kelimesiyle açacaktır."[Buhari: 4838]


27 Aralık 2021 Pazartesi

Tekasur Sûresinin Tefsiri

 

"Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı. Hayır (öyle değil) Hayır! Yakında bileceksiniz. Yine hayır! Yakında bileceksiniz. Hayır, hayır! Eğer siz kesin bir ilim / bilgi ile bilseniz (böyle çokluğunuzla övünmezdiniz) And olsun! Kızgın ateşi muhakkak göreceksiniz. Sonra yine and olsun! Onu, gözünüzle muhakkak göreceksiniz. Sonra yemin olsun ki, mutlaka o gün, nimetlerden sorulacaksınız" (Tekasür/1-8) buyurmuştur.

Ey ahiret yolcusu!

      Senin için bir maksad ve bir hedef tayin edilmiştir. Kalıbınla, kalbinle, bütün varlığın ve benliğinle ona ulaşmak için çalış ve elinden gelen gayreti göster. Çünkü ona ulaşmak imkanları sana verilmiştir.

NAMAZ HAYIRLIDIR