Bu Blog içinde Ara

4 Ocak 2022 Salı

O, dünyada hatırlanmak ve övülmek için verirdi

 Ummu Seleme -Allah O'ndan razı olsun- Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve selleme şöyle dedi:

Hişâm ibnu Muğîra akrabaya iyilik yapar, misafire ikram eder, köleleri azad eder ve yemek yedirirdi. Şayet sana ulaşmış olsaydı, İslam’ı kabul ederdi. Bütün bunların ona faydası olur mu?

Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Hayır. O, dünyada hatırlanmak ve övülmek için verirdi. O, bir gün olsun: Rabbim! Kıyamet günü beni bağışla! demedi.”Taberânî “Mu‘cemul-Kebîr” (23/606), Ebu Ya‘lâ “Musned” (6965). 

Ey Allah'ın Rasûlü! bana nasihat et

 Muaz b. Cebel -Allah O'ndan razı olsun- şöyle dedi: Kendisi bir yolculuğa çıkmak istemişti. Bunun üzerine:

-Ey Allah'ın Rasûlü! bana nasihat et, dedi. Allah Rasûlü sallallâhu 'aleyhi ve sellem:

-“Allah’a ibadet et ve O’na hiçbir şeyi ortak koşma” buyurdu.

-Ey Allah'ın Rasûlü! Bana daha fazla nasihat et, dedi.

Allah Rasûlü sallallâhu 'aleyhi ve sellem:

-“Birine bşir kötülük yaptığında ardından hemen iyilik yap” buyurdu.

-Ey Allah'ın Rasûlü! Bana daha fazla nasihat et, dedi.

Allah Rasûlü sallallâhu 'aleyhi ve sellem:

-“Dosdoğru ol ki ahlakın güzelleşsin” buyurdu.Hâkim: (1/121, 4/272).

Sizin için vasiyette bulunacağım. Sizlere iki şeyi emreder, iki şeyden de yasaklarım. Sizleri şirkten ve kibirden yasaklarım. Sizlere Lâ ilâhe illallâh’ı emrederim

 Abdullah ibnu Amr -Allah O'ndan razı olsun- şöyle dedi:

Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellemin yanına üzerinde cübbe olan bir bedevi geldi ve dedi ki: Bu arkadaşınız her çobanın kadrini yükseltmek, her at sahibinin de kadrini alçaltmak istiyor.

Bunun üzerine Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem öfkeli bir şekilde ayağa kalktı ve bedevinin cübbesinin yakasını tuttu ve adamı salladı. Sonra da: “Üzerinde, akletmeyen birinin elbisesini görmüyorum” buyurdu. Sonra Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem geri döndü ve oturdu. Ardından şöyle buyurdu: “Nuh’a -Allah selamı O'nun üzerine olsun- ölüm yaklaşınca iki oğlunu yanına çağırdı ve şöyle dedi: Sizin için vasiyette bulunacağım. Sizlere iki şeyi emreder, iki şeyden de yasaklarım. Sizleri şirkten ve kibirden yasaklarım. Sizlere Lâ ilâhe illallâh’ı emrederim. Şayet göklerle yer ve bu ikisi arasındakiler terazinin bir kefesine konsa, diğer kefesine de Lâ ilâhe illallâh konsa muhakkak Lâ ilâhe illallâh ağır basardı. Şayet gökler ve yer bir halka olsaydı ve onun üzerine konsaydı muhakkak halka çatlar veya kırılırdı. Sizlere Subhânallâhi ve bihamdihî’yi emrederim. Muhakkak ki bu, her şeyin namazıdır (duasıdır). Her şey onunla rızıklandırılır.”Ahmed: (7101), Hâkim: (49/1) ve (2/541, 543).

Şayet yeryüzünde ne varsa ve bir o kadarı daha senin olsaydı bu azaptan kurtulmak için onu feda eder miydin

 Enes b. Malik -Allah O’ndan razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Allah Azze ve Celle cehennemde en hafif bir azabla cezalandırılan birine şöyle der:

-”Şayet yeryüzünde ne varsa ve bir o kadarı daha senin olsaydı bu azaptan kurtulmak için onu feda eder miydin?”  O da:

-Evet feda ederdim, diye cevap verir. Onun bu cevabı üzerine Allah Azze ve Celle şöyle der:

-”Ben daha sen henüz Âdem’in sulbünde iken ben senden bundan çok daha kolay, çok daha basit bir şey istemiştim. O da bana hiçbir şeyi şirk koşmaman ve böylelikle de seni ateşe sokmamamdı. Ancak sen bundan kaçındın ve bana şirk koştun.” Hadisin Buharide geçtiği diğer yerler: 3334, 6538, 6557

Seyyidul-İstiğfâr

 Şeddâd ibnu Evs -Allah O’ndan razı olsun- şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Allah’tan bağışlanma isterken söylenilecek sözlerin en üstünü (Seyyidul-İstiğfâr) şu sözlerdir:

“Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibadet edilecek başka bir ilah yoktur. Beni sen yarattın, ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince sana verdiğim ahdim ve sözüm üzereyim. Yapmış olduğum günahların şerrinden sana sığınırım. Üzerime olan nimetlerini itiraf ediyorum. Yapmış olduğum günahlarımı itiraf ediyorum. Beni bağışla! Muhakkak ki günahları senden başkası bağışlayamaz.”

Her kim bu sözleri kalbinden ihlâslı bir şekilde ve sevabına kesin inanarak gündüz vakti söyler ve o günün akşamına varmadan ölecek olursa muhakkak ki o Cennet ehlindendir. Her kim bu sözleri kalbinden ihlâslı bir şekilde ve sevabına kesin inanarak geceleyin söyler ve sabaha ulaşmadan önce ölürse o da Cennet ehlindendir."Buhari: (6306, 6323)

2- Peygamberler, Tevhid İçin Gönderilmişlerdir

 

Abdullah ibnu ‘Amr ibnul-‘Âs -Allah O’ndan ve babasından razı olsun- şöyle dedi:

Allah Azze ve Celle Kurân’da Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemi şu şekilde vasfetmiştir: “Ey Peygamber, biz seni hakîkaten bir şâhid, bir müjdeci, bir korkutucu olarak gönderdik.”  (Ahzab: 45) Tevrat’ta da O’nu şu şekilde vasfetmiştir:

“Ey Peygamber, biz seni hakîkaten bir şâhid, bir müjdeci, bir korkutucu ve ümmîlere bir koruyucu olarak gönderdik. Sen elbette benim kulum ve Rasûlümsün. Ben sana “Mütevekkil” adını verdim. Bu peygamber kötü huylu, katı kalpli, çarşılarda çığırtkan değildir. O, kötülüğe kötülükle mukabele etmez, fakat o kötülüğü af ve mağfiret ile karşılar. Allah, sapmış olan milleti bu peygamber ile onları Lâ ilahe illâllah demeleri suretiyle doğrultmadıkça, O peygamberin ruhunu asla kabzetmeyecektir. Allah birçok kör gözleri, birçok sağır kulakları, birçok kapalı kalpleri bu tevhid kelimesiyle açacaktır."[Buhari: 4838]